Birkaç günlüğüne şehirden uzaklaşıp dağa sığındığımızda, aslında aradığımız şeyin dışarıdaki sessizlik değil, içimizdeki gürültüyü dindirmek olduğunu fark ettik. Rüzgarın ağaçların arasından süzülürken çıkardığı ses, yanan ateşin çıtırtısı ve uzun uzun edilen sohbetler… Burada zaman başka türlü akıyor. Dagh’da geçirdiğimiz bu ilk günlerde, her şeyin tam da olması gerektiği gibi, kendi doğal hızında gerçekleştiğine şahit olduk.